Ana Sayfa Yazarlar Av.Mustafa Güneş Dövizle yapılan kira sözleşmelerinin durumu ne olacak?

Dövizle yapılan kira sözleşmelerinin durumu ne olacak?

PAYLAŞ
Mustafa GÜNEŞ

Alım Satım, Kira, Finansal Kiralama, Hizmet ve Eser Sözleşmelerindeki Bedeller Artık TL cinsinden belirlenecek.
13 Eylül 2018 günü yayınlanan Resmî Gazetede Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’ın 4’üncü maddesine “g” bendi eklenerek başta kira olmak üzere bazı sözleşmelerden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı hükme bağlandı:
“g) Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.”
Aynı Karara bir de geçici madde eklenerek şöyle bir düzenleme yapıldı:

“Geçici Madde 8 – Bu Kararın 4’üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir.”
Öncelikle belirtmek gerekir ki, kamuoyundaki algının aksine bu yeni düzenleme sadece kira sözleşmeleri değil, finansal kiralama, her türlü hizmet ve eser sözleşmeleri bakımından da geçerlidir.

Yeni Düzenleme ile Ne Değişiyor?

Söz konusu düzenlemenin öne çıkan unsurlarını şöyle sıralamak gerekir:

• Sınırlamaya tabi olacak işlemler Türkiye’deki yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptıkları işlemler olacaktır. Türkiye’de yerleşik olup yabancı bir firmayla yapılan iş ve işlemler bu sınırlamaya tabi değildir. “Türkiye’deki yerleşik kişiler”den gerçek kişi, özel hukuk tüzel kişisi ve kamu tüzel kişisini anlamak gerekir.

• Karar, 13 Eylül 2018 günü yayınlanmakla derhal yürürlüğe girdiğinden bugünden sonra yukarıda sayılan hallerde döviz cinsinden veya dövize endeksli bir sözleşme yapmak mümkün olmayacak; yapılacak sözleşmelerin bedeli ve sair ödeme yükümlülüklerini TL cinsinden kararlaştırmak gerekecektir.

• Mevcut yürüyen sözleşmeler bakımından 30 günlük bir geçiş süreci öngörülmüş ve tarafların bir araya gelerek döviz cinsinden kararlaştırılmış bedellerin Türk Lirası olarak yeniden belirlenmesi düzenlenmiştir. Ancak bu TL’ye dönüştürmenin hangi kur üzerinden yapılacağı hususunda Kararda bir düzenleme yer almamaktadır. Uygulamada bu türden Kararların uygulanmasına ilişkin tebliğler yayınlanmakta ve detaylar o tebliğlerde ele alınmaktadır. Bu örnekte de bir Tebliğin yayınlanması beklenmelidir. Şayet yayınlanacak Tebliğde de esas alınacak kurlar hakkında bir düzenleme getirilmez ve taraflar bu hususta anlaşamazlarsa ihtilafların davaya dönüşmesi kaçınılmaz bir hal alacaktır.

• TL’ye dönüştürme işlemi sadece sözleşme bedeli (kira, ücret vb.) bakımından değil, aynı zamanda depozito, teminat, cezai şart, tazminat vb. hususlarda da söz konusu olacaktır.

• Bazı sözleşmeler bu sınırlamanın dışında kalacaktır. Hangi sözleşmelerin döviz cinsinden bedeller içerebileceğine ilişkin düzenleme yapma yetkisi Bakanlığa verilmiştir. Bakanlık bu yetkisini düzenleyici veya birel işlem şeklinde kullanabilir. Yani Tebliğ ile genel bir düzenleme yapıp örneğin Kamu İhale Kanunun 21 ve 22’inci maddelerinde geçtiği gibi nasıl ihale usulünün istisnaları olarak pazarlık ve doğrudan alıma gidilebilecek durumları saymışsa, burada da Bakanlık döviz cinsinden bedel kararlaştırılacak halleri yayınlayacağı Tebliğ’de düzenleyebilir. Bu yolla birlikte özel durumlar için muafiyet verilmesi de söz konusu olabilir. Bu son ihtimalde ilgililer Bakanlığa başvurarak muafiyet belgesi almak durumunda olacaktır.

• Karar’da “TL cinsinden kararlaştırılır” denmek yerine; “ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz” denmiştir. Bu nedenle altın veya diğer değerli madenlere endeksli sözleşmeler bu sınırlamanın kapsamına girmemektedir.

Dava ve İcra Takipleri Nasıl Etkilenecek?

Düzenlemede açıkça yer verilmemekle birlikte bu yeni düzenlemenin olası bazı sonuçlarını ise şöyle özetlemek mümkündür:

• İhtilaf halinde tarafların başvuracağı kanun hükümleri konusunda bir tartışma yaşanması muhtemeldir. Ancak bizim görüşümüz TBK m.138 ile düzenlenen uyarlama davasının koşullarının belli ölçülerde burada da geçerli olması yönündedir. Burada söz konusu olan, mevcut sözleşmeler bakımından öngörülmeyen bir durumun ortaya çıkmasıdır. Ancak bu yeni koşulların artık taraflardan birine aşırı ağır gelmesi hususu büyük ölçüde gözetilmeyecektir. Zira artık yasal bir düzenleme söz konusu olduğundan sözleşmenin yeni duruma uyarlanmasından bahsedilecektir. Ancak ihtilafların hallinde hakkaniyet ölçüsünün ne şekilde uygulanacağı piyasa koşulları ve sözleşmelerin taraflarının somut durumlarına göre her olayın özelinde ayrıca değerlendirilmek durumunda kalınacaktır.

• 13 Eylül 2018 tarihinden önce kiraya verenin veya hizmet ya da eser sözleşmesi alacaklısının başlatmış olduğu takipler itibariyle döviz cinsinden bedelin gözetilmemesi söz konusu olmayacak, bu eski takipler bu yeni düzenlemeden etkilenmeyecektir. Yeni açılacak takipler bakımından ise, taraflar arasında TL olarak kararlaştırılmış bir bedel olmaksızın yapılacak takiplere itiraz edilebilecek, Sözleşmelere İİK m. 68’de atfedilen rolden bahsetmek mümkün olmayacaktır.

• 13 Eylül 2018 tarihinden önce açılmış davalar bakımından ise davanın açıldığı tarih ile düzenlemenin yapıldığı tarih arasındaki dönem ile düzenlemenin yapıldığı dönemden sonraki sözleşme süresi bakımından ayrı değerlendirmeler yapılması gündeme gelebilecektir. Fakat burada da sözleşmeye hakimin müdahalesi noktasında, yani sözleşmedeki bedellerin nihai olarak saptanması konusunda hakimin bu yeni düzenlemeyi dikkate alarak hüküm kurması söz konusu olacaktır. Yine yürüyen davalar bakımından tarafların anlaşması hali istisna olmak üzere, davaların düşmesi veya konusuz kalması söz konusu olmayacak, özellikle esas alınacak kurun yasal düzenlemeyle saptanmaması durumunda hakimin taleple bağlı olarak bir hüküm vermesi söz konusu olacaktır.

Bu Karara Uymayanları Bekleyen Yaptırım Ne?

Karara karşı gelenler bakımından yaptırımlar uygulanması söz konusu olacaktır. Karar’a rağmen sözleşmelerdeki bedelleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirleyenler hakkında 1567 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca 3.000 TL’dan 25.000 TL’sına kadar idari para cezası kesilmesi söz konusu olacaktır.

Bu cezanın sözleşme başına kesilmesi gerekmektedir. Ancak İdarenin bazen olay başına İPC düzenlediği de görülmektedir. Örneğin her ay kira faturası düzenleyenler bakımından her bir fatura başına İPC uygulanması da söz konusu olabilir. Bu tür uygulamalar karşısında iptal davaları açarak cezanın terkini talebinde bulunmak gerekecektir.

Çözüm Ne? Arabuluculuk Yolu Kullanılabilir mi?

Özellikle TL’ye dönüşte kurların ne olması gerektiği hususunda doğacak ihtilaflarda mahkemeye gitmek yerine, hatta anlaşmaya yakın tarafların doğrudan başvurması yoluyla arabulucu vasıtasıyla uzlaşma sağlanabilir. Arabulucu vasıtasıyla sağlanan uzlaşmalar damga vergisi ödenmeyeceği gibi, oraya çıkan belge, resmi belge niteliğinde ve daha kuvvetli bir delil olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here