Ana Sayfa Gündem ‘Eyüp Sabri Tuncer, geleneği ve yeniliği değerleriyle geleceğe taşıyacak’

‘Eyüp Sabri Tuncer, geleneği ve yeniliği değerleriyle geleceğe taşıyacak’

Önümüzdeki yıl 100. yılını kutlayacak olan Eyüp Sabri Tuncer, bugün 600’ü aşkın ürün çeşidiyle evlere misafir olmayı sürdürüyor. V-LABEL sertifikasını alan ilk Türk kozmetik firması olan marka, son olarak Ankara’daki iki mağazasından sonra İstanbul’daki ilk mağazasını da açtı. Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Başkanı Engin Tuncer, “Hedeflerimiz özellikle 100. yılımızı kutlarken ve gelecek yüz yılımızı planlarken her zaman vurguladığımız gibi geleneği ve yeniliği değerlerimizle bir arada geleceğe taşıyabilmektir” diyor. Tuncer’e, markanın başarı hikayesini, Türkiye’de Dijital Dönüşüm Ofisi kuran kurumlardan biri olduklarını belirten Tuncer, tedarik, üretim, iletişim ve müşteri ilişkileri gibi her birimin ve her iş sürecinin önceliğinin dönüşüm olması gerektiğini vurguluyor. Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Başkanı Engin Tuncer, AVMDergi.com’un sorularını yanıtladı.

Röportaj, Fulya BAYRAKTAR

Dile kolay, bir asırlık bir marka Eyüp Sabri Tuncer; Cumhuriyetimizle yaşıt. Bir markanın tüm zorluklara karşı ayakta kalmasını, güçlenerek büyümesinin altında yatan nedenleri sizden dinleyebilir miyiz?
Köklü geçmiş, köklü alışkanlıkları da beraberinde getiriyor. Dedem Eyüp Sabri Tuncer; disiplinli, çalışkan, dürüst, girişimci ve yeniliğe açık biriydi. Müşterilerinin her daim danışabileceği bir muhataplarının olduğunu hissettirmek amacı ile markaya ismini vermiştir. 1923 yılında Ankara’da faaliyete başlamış olduğu, dönemin “bonmarşe” diye adlandırılan mağazasının tanıtımı için o dönem çok da rastlamadığımız kataloglar, promosyonlar oluşturmak gibi pazarlama faaliyetlerinde bulunmuş, son derece başarılı olmuştur. Kendi elleriyle çizdiği katalogların arkasına hazırlamış olduğu kuponlar sayesinde zamanında losyon olarak adlandırılan kolonyalarının bedelsiz olarak tanıtımını yapmıştır. Aynı şekilde Ankara Tren Garı’na gelen yolcuların ellerine kolonya dökerek nerede satıldığını ve kullanım alanını anlatmıştır. Bu sayede Ulus mağazamızın önünde kuyruklar oluşmaya başlamış ve bugünlere kadar süren yolculuğumuzun sağlam temelleri atılmıştır.

Eyüp Sabri Tuncer

1950’li yıllarda bitkilere ve esans üretimine olan merakı ile babam Sabahattin Tuncer iş hayatına atılmış, aile şirketinin sorumluluğunu üstlenmiştir. O dönemlerde kolonyalarda kullanılan esanslar yurt dışından getirtiliyor. Esans üretimine meraklı olan babam yurtdışındaki büyük firmalara mektuplar yazıyor, esanslarla ilgili araştırmalar yapıyor ve imkanlarını kullanarak kaynak edinmeye çalışıyor. Yazdığı mektuba aylar sonra İsviçre merkezli bir firmadan gelen cevapla birlikte yerli esans çalışmalarının temeli atılmış oluyor. 1967 yılında çalışmaları sonuç veriyor ve kendi limon kolonyası formülünü geliştirerek, Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor. Yerli esans üretimi ile birlikte hammadde fiyatları azaldığından, kolonya fiyatlarında da bir düşüş meydana geliyor ve bu da satışlarımızı olumlu yönde etkiliyor. Kokulu kolonyalar için farklı esansların da eklenmesi ile birlikte satışlarımızda ciddi bir artış meydana geliyor.

1994 yılında ise ben görevi babam Sabahattin Tuncer’den devraldıktan bir yıl sonra, Ankara Lalahan’da 7 bin metrekare bir alan üzerinde son derece modern, tamamen bilgisayar tabanlı üretim sağlayabilen ve yüksek üretim kapasiteli bir fabrika kurduk. Üretim kapasitemizin artması, yeni ürün ve pazar arayışının da temellerini oluşturdu. Yaşam alanlarına güzel kokular katmak amacıyla oda spreyi üretimine başladık. O yıllardan itibaren dünya markası olma hedefini belirledik ve araştırma çalışmalarımızı başlattık. Doğal içerikli ürünlerimizle markamızı müşterilerimizin görmek istediği şekilde konumlandırmaya uygun geliştirmeye devam ederek, ürün yelpazemizi de genişletmeye karar verdik. Geniş ürün gamımız ve 7 kıtaya yaptığımız ihracatımız ile bu hedefimize adım adım ilerliyoruz. Amerika’dan Kore’ye, Avrupa’dan Mauritius Adası’na farklı coğrafyalardaki insanları ürünlerimizle buluşturuyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce farklı satış noktamız var. Ülkelerin ve satış noktalarının sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle yurt dışı fuarlarını çok önemsiyoruz, sektörümüz için önemli olan dünyadaki bütün fuarlara katılıyoruz. Stant açtığımız fuarlarda markamız ve ürünlerimiz yoğun ilgi görüyor, memnuniyetle karşılanıyor. Ülkemizi ve markamızı dünyada bu şekilde temsil etmek bizleri her zaman onurlandırıyor, daha iyisini yapmak için hedeflerimizi geliştirmemizi sağlıyor.

Köklü bir marka olarak uzun yıllardır sürdürdüğümüz projelerimiz, ürünlerimiz ve geliştirdiğimiz ilişkilerle, iş dünyasında ticari olarak karşılıkları ve bununla birlikte kültürel değerleri de taşıdığımızı düşünüyoruz. Aslında her marka yıllar içinde kurum kültürü unsurlarını ediniyor ve geliştiriyor. Kökleriniz yüz yıl öncesine dayanıyorsa biriktirdikleriniz değerleniyor ve fark yaratıyor. Eyüp Sabri Tuncer markası olarak gelenek, kültür ve değerleri ileriye taşırken yenilikle harmanlıyoruz. Bunun için dünyadaki trendleri ve çalışmaları yakından takip ediyor, özellikle son yıllarda dijital dönüşüme ağırlık veriyoruz. Özgün işler yapmak için tüm bu çalışmalarımızın merkezinde kültürel mirasınızı özümserken geleceğe ayak uydurmanız gerekiyor.

Eyüp Sabri Tuncer’de 600’ü aşkın ürün çeşidi

Eyüp Sabri Tuncer ürün gamınız da epey genişledi. Ürün yelpazeniz hakkında bilgi alabilir miyiz, şu anda toplam kaç ürününüz bulunuyor?
Markamızın çıkış noktası olan klasikleşen ve dört kuşaktır herkese ulaşan kolonya kategorisindeki ürünlerimizin dışında kişisel bakım ürünleri, duş jeli, saç bakım ürünleri, el ve vücut kremleri, sıvı sabun, diş macunu, ev bakım ürünleri, yüzey temizleyici, oda kokuları, bebek çamaşır yıkama sıvısı ve dezenfektan ürünlerimiz yer alıyor. Şu anda farklı kategorilerde sunduğumuz 600’ü aşkın ürün çeşidimiz ile birlikte ürün kategorilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Biz her dönem müşterilerimizi dinlemeye, ihtiyaçlarını anlamaya özen gösterir, düzenli araştırmalar yaparız. Ürün yelpazemizi de bu çalışmalarımız kapsamında geliştiriyoruz.

Sadece ürün çeşitliliği konusunda değil aynı zamanda müşterilerimizin hassasiyetlerine ve ihtiyaçlarına yönelik cevaplar sunmaya da önem veriyoruz. Bu kapsamda sektörde ilklerin markası olarak biliniyor ve yenilikler sunuyoruz. 2016 yılında Avrupa Vejetaryen Birliği tarafından vegan/vejetaryen ürün özellikleri taşıyan ürünlere verilen V-LABEL sertifikasını alarak kozmetik sektöründe bu belgeyi almaya hak kazanan ilk Türk kozmetik firması biz olduk. Vegan ve vejetaryen ürünleri geliştirmenin yanı sıra ürünlerimizin gluten içermemesine de özellikle dikkat ediyoruz. Gluten içemeyen ürün çeşitlerimizle çölyak rahatsızlığı veya gluten hassasiyeti olan müşterilerimizi de gözetiyor onlardan memnuniyet geri dönüşleri alıyoruz, bu mesajlar bizim için çok kıymetli.

Son dönemde Frambuazlı Sirke & Saç Toniği ürünümüz ise en yeni ve gözde ürünlerimizden biri oldu. Bir süredir üzerinde hassasiyetle çalıştığımız, yurt dışı testlerle güçlü performansını kanıtladığımız, bizim için özel bir ürün. Yapılan çalışmaların karşılığını kısa zamanda alan, ilk kullanımdan itibaren etkisini kanıtlayan bir ürün olduğu için kullananlar tarafından kısa zamanda büyük ilgi gördü.

“Müşterilerimizden mağazalaşmamız ile ilgili beklenti var”

Kısa bir süre önce 3’üncü mağazanızı açtınız. Yeni mağaza yatırımlarınızdan bahseder misiniz? Öncelikli olarak hangi bölgelerde olacak?
Yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce farklı satış noktamız bulunuyor ve yaygın bir ağımız var. Son yıllarda özellikle müşterilerimizin taleplerinden de anlıyoruz ki mağazalaşmamız ile ilgili bir beklenti var. Bazı konularda çok hızlı hareket etmemize rağmen, bazı konular bizim için bir hazırlık süreci gerektiriyor. Mağazalaşmak böyle bir konu, çalışmalarımız devam ediyor. Bu kapsamda 2021 yılında İstanbul’daki ilk mağazamızı açtık. Farklı kategorilerde geliştirdiğimiz ürünlerimizi müşterilerimizle buluşturuyoruz. Tüm ürün çeşitlerimizi bir arada bulan müşterilerimizden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Özellikle yeni ürünlerimizi bulmak ve mağazamızda deneyimlemek isteyen müşterilerimiz için de ürünlerimizi ulaştırabildiğimiz bir nokta haline geldi. Şu anda İstanbul dışında Ankara’da Anafartalar Caddesi’nde tarihi mağazamız, Ankara Havalimanı İç Hatlar’da bulunan satış noktamızda ve e-ticaret mağazamızda tüm ürün çeşitlerimizi müşterilerimizle buluşturuyoruz. Bununla birlikte, birçok zincir ve perakende noktalarda çeşitli ürünlerimiz raflarda yer alıyor.

“Sürdürülebilirlik kapsamı geniş ve çok önemli bir konu”

Pandemide kolonya talebinde ciddi bir ivme oldu. Pandemi dönemi sizin açınızdan nasıl geçti? Ürün tedarikinde zorlandınız mı?
Pandemi döneminde kolonya sektörü bir anda çok hızlı büyüdü. Kolonya bizim coğrafyamızın sevdiği geleneksel bir üründür fakat o dönemde tüketiciler kolonyanın virüs üzerindeki öldürücü etkisini duyunca birden talep çok arttı. Köklü marka olmak yatırımlarınızı doğru zamanda planlamayı gerektirir, biz de yatırımlarımızı ve testlerimizi zaten sürekli güncelliyoruz. Dolayısıyla müşterilerimizi mağdur etmemek konusunda son derece başarılı bir dönem geçirdiğimizi söyleyebilirim. Kolonyanın bakteri, mikrop ve virüsler üzerindeki etkisi ile ilgili 2013 yılında akredite laboratuvarlarda yaptırdığımız testlerimiz hali hazırda vardı. Bu dönemde 60 derece ve üzeri tüm çeşitlerimizin bu etkinliğe sahip olduğuna ait testlerimizle de müşterilerimize tekrar güven sağladık.

Ek olarak belirtmek isterim ki pandemi döneminde hızlı aksiyon alarak gazetelerde manifestomuzu yayınladık; “Biz üretimi artıracağız ancak fiyatlarımızı artırmayacağız” diye taahhüt verdik. Bu açıklamamız piyasaya ve müşterilerimize güven verdi, biz de fabrikada üç vardiya çalışma yaparak sözümüzün arkasında durduk. Tabi süreci yönetmek kolay olmadı, bir şişe kolonyanın bazı internet sitelerinde 1.000 liraya bile satıldığını gördük. Türkiye’nin neredeyse yarısı bir anda kolonya üreticisi oldu. Bu noktada markamızın tavrı piyasayı rahatlattı ve başka markalara örnek oldu. Biz bugünlere fırsatçılık yaparak değil işimizi en iyi ve en dürüst şekilde yaparak geldik, fırsatçılık gelip geçicidir. Biz köklü bir kurumuz hem ülkemize hem milletimize hem de kuşaklar boyu bizim ürünlerimizi kullanarak bizlere eşlik eden müşterilerimize karşı bir sorumluluğumuz vardı. Köklü bir marka olmak, bu sorumluluk bilinci ile hareket etmeyi ve ticari kaygıları bir köşede bırakmayı gerektirir. Biz de bu yaklaşımla ve bilinç ile çalışarak, ticareti arka plana atarak halkımızın sağlığı için üretimlerimizi gerçekleştirdik ve ürünlerimizi müşterilerimize ulaştırdık.

Sürdürülebilir, çevreci politikalarınızla ilgili bilgi alabilir miyiz? Bu konudaki iş süreçlerinizi sizden dinleyebilir miyiz?
Sürdürülebilirlik kapsamı geniş ve çok önemli bir konu. Dünyanın sürdürülebilirliği hepimizin elinde. Biz de kurum içinde tam da bu isimli bir çalışma başlattık. İsrafın olumsuz etkilediği tüm alanlara her zaman hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğini düşünüyoruz. İsraf ve hesapsızca kullanım dünyamıza zarar veriyor. Bu kullanım başta su, elektrik, gıda, araç kullanımı, seyahatler gibi konulardan zaman, yazı ve söz israfına kadar genişliyor. Bireysel olarak evlerimizde, iş yerlerimizde, sokakta imkan olan her ortamda bu konuda önce farkındalık kazanmamızın sonra da elimizden gelen tüm duyarlılığı göstermemiz gerektiğinin artık bir lüks olmadığını düşünüyoruz. Her şey bir adım atmakla başlıyor, Eyüp Sabri Tuncer markamızın değerleri, gerekli adımları doğru zamanda atmak üzerine inşa edilmiştir. Bu bağlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çalışanlarımızdan oluşan gönüllü bir ekip ile birlikte düzenli seminerler, bilinçlendirme çalışmaları ve her birimimize katkı sağlayan eğitimler düzenliyoruz.

Eyüp Sabri Tuncer’in hem yıl sonu hedeflerini hem de gelecekle ilgili öngörülerinizi öğrenebilir miyiz?
Pandemi dönemi ile birlikte birçok konunun dönüşümü hızlandı, bu konuların başında dijitalleşme süreci geliyor. Dijitalleşme sadece Zoom toplantıları veya sosyal medya kullanımı ile açıklanabilecek bir süreç değil. Çok daha kapsamlı bakmak, derinlemesine düşünerek yapıyı oluşturmak gerekiyor. Biz Türkiye’de Dijital Dönüşüm Ofisi kuran kurumlardan biriyiz. Bu proje için tüm çalışanlarımız katkı sağladığı gibi sadece bu konu özelinde projeler geliştiren bir bilgi teknolojileri ekibimiz var. Tedarik, üretim, iletişim ve müşteri ilişkileri gibi her birimin ve her iş sürecinin önceliği dönüşüm olmalı. Bizim hedeflerimiz özellikle 100. yılımızı kutlarken ve gelecek yüz yılımızı planlarken her zaman vurguladığımız gibi geleneği ve yeniliği değerlerimizle bir arada geleceğe taşıyabilmektir. Bu hedef doğrultusunda tüm iş süreçlerinin buna göre kurgulanması gerekiyor, biz de tüm ekibimizle hedeflerimize ulaşmak için gerekeni yapıyoruz. Öngörüde bulunmak özellikle bu dönemlerde çok kolay değil, esnek olabilmenin çok altı çiziliyor gerçekten öyle. Planları uzun vadeli yapıp, stratejileri incelikli çalışıp, esnekliği ise daima muhafaza etmek gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here