Ana Sayfa Gündem Sessiz istifa hakkında

Sessiz istifa hakkında

Soner SELÇUKLU

Bu yazımda Temmuz 2022 de sosyal medyada bir videoyla başlayan ve Wall Street Journal 12 Ağustos 2022 sayısında yayınlanan bir makaleyle gündeme giren “sessiz istifa/quiet quitting” konusunu ele aldım.

Tanımlama, işiyle ilgili tüm heyecanını, beklentilerini yitirmiş bir çalışanın yalnızca kendisinden isteneni yapmasını açıklıyor. Başka bir ifadeyle bedeni işyerindeyken zihinsel olarak bilmem nerede geziyor.

İş yaşamında karşılaşılan sorunları özünde 15-20 başlık altında toplamanız mümkündür. Ancak gelin görün ki yaratıcılık burada da devreye giriyor ve yeni kavramlarla gündemde öne çıkmak mümkün olabiliyor. “Sessiz İstifa” olarak nitelendirilen durumu kurum vatandaşlığı, liderlik tarzı, motivasyon yönetimi, stres yönetimi, performans sistemi, işletme kültürü, takım çalışması gibi birçok konuda yıllardır ele almaktayız. O nedenle benim için ilgi çekici felsefi bir ifade olarak kayıtlarıma geçti. Çalışanlarla yaşanan sorunların tüm zamanlar için geçerli kaynağa göz atalım:

Eğer bir şirket çalışanlarına nefes alacakları bir iklim, kendilerini ifade edecekleri, varoluş bilinciyle, emek vermeye ve katkı yapmaya değer buldukları bir vizyonla donanmış bir işletme kültürü sunamazsa orada neler olur?

Mutsuz çalışanlar nedeniyle çalışan devir hızı artar. Bu durumun yarattığı zincirleme hasarlar da sorunu derinleştirmeye devam eder. Buna rağmen bu tür şirketler nasıl ayakta kalıyor? Kilit noktalarda görevli çekirdek kadroların dışında gerçekleşen ayrılmalar nedeniyle faaliyetler aksamıyor. Yani gidenler üst yönetimin umurunda bile olmuyor. Elbette piyasada uzun erimli kalmak isteyen şirketlerin dert edindiği bir konudur bu ayrılmalar. Bazıları her türlü olumsuzluğa rağmen adam öğüten şirketlerde kalıyorsa bunu da sosyal psikolojinin kapsamında incelemek gerekir. Kim bilir hangi gerekçeyle çalışmaya devam ediyordur? Aile bütçesi açık vermiştir, minnet duyuyordur, belirli bir inanç grubundadır, akrabadır, vefa borcu vardır, iş bulmanın zor olduğu bir piyasa söz konusudur…

Burada “Parkinson Yasası”ndan söz etmek isterim. Yasa, “iş verilen süreye yayılır!” diyor. Bununla ilgili yaşanmış bir olayı aktarayım. Hedeflerini her yönüyle belirlenen günden çok önce ve fazlasıyla yapan satış ekibi övgüyü fazlasıyla hak eder değil mi? Beklenen performans aşılmıştır. Bunun ödülü de olmalıdır elbette. Ama ne yazık ki hayal kırıklığı yaratan bir karar verildi. Yöneticiler satış hedeflerinin yanlış verildiğini ileri sürerek tüm ekibi kuru bir tebrikle geçiştirdiler. Ne mi oldu?

Verilen yeni hedefler tutmadığı gibi çok geride gerçekleşti. Üst yönetim söylendi de söylendi. Hedefler revize edildi makul olanın bile altına inildi. Ekip de üç aşağı beş yukarı verilen hedefler etrafında dolanıp durdu.

Benzer bir örnek daha vermek istiyorum. Bir başka şirkette çalışana iki gün içinde tamamlaması gereken bir iş verildi. Çalışan o kadar verimliydi ki işi bir günde bitirdi. Yöneticiler kazanılan bir gün için daha ağır bir görev verdiler. Çalışan kendisine yapılan bu uygulamadan ne öğrendi? İşleri verilen sürede bitirmeyi. Eğer erken bitirirse daha fazla iş yükleyeceklerini ve takdir edilmeyeceğini…

“Parkinson Yasası” devreye girdi. Zihninde şirketle bağı çoktan kopmuştu ama özel nedenlerle çalışmaya, yalnızca işini yapmaya devam eden bir şirket memuruna dönüşmüştü.

Sessiz istifasını vermişti.

1 YORUM

  1. Usta bir kalemden çıkarak ister mavi, ister beyaz yakalı olsun herkesi ilgilendiren, yalın anlatım ve çarpıcı kelimelerle örülerek bizlere ulaşan bu makalenin de çok ama çok fazla okuru kucaklamasını umuyorum…

    Saygınur Uçak
    İş Geliştirme Danışmanı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here