Ana Sayfa Gündem Yüzde 100 sürdürülebilir vitrin ne demek?

Yüzde 100 sürdürülebilir vitrin ne demek?

Pınar SALMAN

“Tükenmeyen Umutlar” perakende sektöründe en önemli yere sahip mağazaların tüketmeden var edecekleri bir konuya dikkat çeken projenin adıdır.

Bence sürdürülebilirliğin en iyi tanımlarından biri, kendi ihtiyaçlarımızı, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını düşünerek karşılayabilmemizdir.

Şu an içinde bulunduğumuz tüm sosyal, ekonomik, doğa durumlarını düşünerek bu tanımı bir kez daha okuduğunuzda, hangimiz bu konuda üzerimize düşeni tam yapabiliyoruz?

Bu tanımın çerçevesinde biz, bir grup sürdürülebilir yaşam gönüllüsü, birbirinden yetenekli yirmi öğrencimizle bu yılın ortalarında bir yola çıktık. “2022 Yeni Yıl Vitrini”nde “Sürdürülebilirlik” konusunda bir farkındalık yaratalım istedik. Çalışma sürecinin detayları önceki iki yazımda mevcut.

Bu yazımın ana teması ise tutku
Yetenekli bir gencin, sürdürülebilir vitrin tasarımı konusunda, belki de gelecekteki işine yönelik umudunu, nasıl unutulmaz bir esere dönüştürdüğünün hikayesi.

Hikaye şöyle; sektörün iyi bilinen erkek giyim mağaza zincirlerinden biri “Yüzde 100 Sürdürülebilir Vitrin Tasarımı’’ ile 2022 Yeni Yılı vitrini için bir çalışma yapmayı planlıyor, aynı konuya gönül veren bir avuç akademisyen ve öğrenci ile buluşuyor, uzun saatler süren atölye çalışmaları sonrası, ortaya çıkan ortalama kırk altı proje üzerinde hangisinin en sürdürülebileni olduğuna karar vermek üzere detay çalışmalar yapıyor. Sonunda bir birinci, bir ikinci, bir üçüncü ve onlarca değerli projenin sahibi oluyor.

İlk üçteki projenin vitrin uygulanma sürecine giriliyor ve süreç içerisinde uygulama sırasında da sürdürülebilir olmaktan ödün vermemek adına, birinci projenin tam olarak uygulanmasına karar veriliyor.

Şimdi gelelim işin “tutku” kısmına, atölye çalışmaları başlamadan katılımcı öğrenciler tespit edilirken biri var ki, hepsinden biraz farklı umutlu, üniversite eğitiminin son sınıfına kadar aldığı bilgileri uygulamak için yanıp tutuşuyor.

Benimle konuyla ilgili ilk iletişime geçen öğrencim Ece Yüksel, okul yıllarına böyle bir projede bulunmanın hayalini kurduğunu söylüyor, atölye çalışmalarına katılımında sorularla hep biraz daha fazla bilgi almanın peşinde koşuyor, bana her atölye sonrası fikirlerini uzun uzun anlatıyor, hemen çizmeye ve prototipler üretmeye başlıyor, ben onun heyecanını ve isteğini gördükçe, “umarım sonuçta en az bu heyecana yakışır şekilde olur” diye düşünüyorum, çünkü diğerleri de en az onun kadar parlak bir eğitime sahip, yetenekleri Türkiye’deki akranları arasında girdikleri yetenek sınavları ile zaten belirlenmiş. Hepsini çok seviyorum, hepsi gelecekte çok başarılı sanatçılar ve iş insanları olacak biliyorum ama Ece Yüksel bu projede her an istekli ve her sınava, ek işe, ek ödevlere rağmen projeye odaklanma konusunda tutkuyla devam ediyor.

Ve katılımcı öğrencilerim ilk fikirlerini ilhamlarını bana bildirmeye başladıklarında, ben de onlarla beraber ilham doluyorum, Ece Yüksel ilk fikrini ve eskizini bana yolluyor, Sahne, Dekor, Kostüm ve Kukla Tasarımı öğrencisi olarak ilk çıkış noktası harika.
Fındıkkıran Balesi’nin hikayesi kısaca, yeni yıl öncesinde Clara adlı küçük bir kıza gelen hediye bir oyuncak asker olan Fındıkkıran ile arkadaşlığı. Canlanan asker Fındıkkıran ile küçük kızın düş ile gerçek arası maceraları, balenin danslarına hayat veriyor, bu eser dünyada bir yeni yıl sembolü haline geliyor ve bale dünyanın en çok sahnelenen balesi oluyor.

Gelelim ilk sunum dosyasında projesini Ece Yüksel kendi ifadeleri ile nasıl özetliyor;

* Firmanın amacına yönelik düşündüğümde, işinde başarıya ulaşmış iş insanları ve gençlere yönelmeleri ve markanın dinamiklik vurgusu, bana şu fikri verdi: “Devler” yani işlerinde bir konuma gelmiş, fakat bir türlü kıramadıkları zincirleri nedeniyle gençlikleri ve fantezi dünyalarının arasında kalmışlar, ikisi arasındaki kapıdalar. Bu tüm insanlığın yaşadığı bir süreç. Hayat yollar ve seçimlerden oluşur. Sürecin her bir anı sizi her gün farklı bir yöne taşır.

* Yeni yıl, umut ve heyecandır. Yeni bir sayfa gibi! Fındıkkıran (yetişkinleri temsil eder) eserinden yola çıkarak, bir yandan nostaljiyi korumayı ve aynı zamanda günümüze uyarlanışını, farklı bir bakış açısı ile yakalayarak, gençleri temsil edecek çağdaş bir bakış açısı kazandırmaya çalıştım. Ne de olsa her şey çağa göre değişmekte, tıpkı bizler gibi.

* Bir yandan sürdürülebilir olmayı amaçlarken bir yandan tüketiyoruz. Bulunduğumuz pandemi süreci içinde kendimizi bile tüketir hale geldik. Bu kaçınılmaz bir durum. Sabit kaldığımız bu dönem, hepimizi elimizdekileri değerlendirerek bir şeyler yaratma, üretme arzusuna itti. Bazen de sadece hayallerle sınırlı kaldı.

* Bir genç olarak hedeflerim derya deniz, yaşıtlarım uçsuz bucaksız yollar üzerinde keşfetmek arzusunda. Fındıkkıran balesi ile bağdaştırdığım yolculuğu temsil eden geyik benim tasarımımda bir motordur. Hele zor zamanlarda geçtiğimizi bugünleri düşünürsek yeni keşifler ve insanlar tanıma arzumuz iyice arttı. Ama bunlar sıradan olmamalı bir temeli olmalı. Aynı kitaplar gibi… Onlarla şekillenen bir dünya içinde. Her şeyden sıyrılmış bir dünya hız ve tutkunun ardında… şehir ışıklarının ardında…

İşte bir gencin tam yaşadığımız şu garip salgın hastalık döneminde, hislerini ve hayallerini, en sade ve samimi şekilde ifade ettiği bir çalışma; diye düşündüm bu proje için ve sonucunu merak etmeye başladım. Tabii aynı dönemde filizlenen diğer çalışmalarda da bu ve benzeri bir çok hayal, umut, samimiyet ve emek vardı. Ben değerlendirme yaparken hiçbirini birbirinden ayıramadım aslında, bu işi firma yetkililerine bırakarak derin bir nefes aldım.

Firma yetkilileri sonuçları hepimize bildirdiğinde birinciliğin Ece Yüksel ve “Tükenmeyen Umutlar” projesi olduğunu öğrendik, ikinci ve üçüncü sırada yine Sahne Dekor, Kostüm, Kukla Tasarımı okuyan Benan Toptaş ve Şerife Uğur vardı. İlk üç proje uygulamaları Ekim ayında İzmir ve İstanbul’da başladı, Kasım sonuna doğru projelerin yüzde 100 sürdürülebilir olup olmadıkları, firma yetkilileri tarafından yeniden değerlendirildi ve Ece Yüksel projesinin devamına, diğer iki projenin yüzde 100 sürdürülebilir olması yönünde revize çalışmaları ile gelecek dönemlerde vitrinde uygulanmak üzere yeniden değerlendirilmesi düşünüldü. Ece Yüksel’in uygulaması 1 Aralık 2021 gününe kadar devam etti. Tam aralık başı “Tükenmeyen Umutlar” son vitrin hazırlık süreci bütün bir gece sürse de, sonunda vitrine çıktı.



Tutkunun Eseri

Vitrinin tasarımının uygulama sürecini Ece Yüksel’in bana yolladığı haliyle, tamamen kendi ifadesiyle paylaşıyorum. Böylece yazımın başlığının neden “Tutkunun Eseri” olduğu tam olarak anlaşılacak.

“Tükenmeyen Umutlar” temalı projemin en etkileyici kısmı, tüketim sonrası atık olarak ortaya çıkan, bir daha kullanılma ihtimali olmayan materyallerin projede tekrar hayat bulması ve bunun bende yarattı mükemmel histi. Kendi dünyamı yaratıcılığımla sadece fikirsel boyutta değil, kullandığım dekor parçalarında da göstermeyi amaçladım. Örnek verecek olursam spot ışıklarının bozulmuş olan parçalarını birbirinden ayırarak geyik şeklindeki motosikletin gözlerini far şeklinde yaptım. Boynuzlarını kırık askılardan tasarladım. Paslanmış metal mağaza içi reyon malzemelerinden ve vitrinde hasar görmüş metal taşıyıcılardan motosikletin konstrüksiyonu, firmanın teknik servisinde çalışan iş arkadaşlarımla birlikte kaynaklayarak çözümledik. Dolunayın çemberi ise eski bir vitrin dekorundan; kumaşı gerebilmemiz için çevresine taktığımız aparat bir kablo düzenleyicisi; onun da taşıyıcı kolonları eski bir mankenin ağır konstrüksiyonun atık parçalarıydı. Mankenlerin portrelerini karton kutulardan modelledikten sonra kendi biriktirdiğim artakalan ayakkabı derilerinden ton değerlerini sağlayacak şekilde yüzeylerini kaplayarak oluşturdum. Şehir siluetini oluşturmak için de eski plastik meyve kasalarından apartmanlar, cephesini de daha gerçekçi gösterebilmek için arta kalan metal levhalar kullanarak çözümledim. Köprüyü de buna benzer bir şekilde ürettim. Köprünün olmasının bir sebebi de motosikletin taşıyıcısına da bir anlam, hikâye yüklemekti. Böylece o konstrüksiyonda bir dekor parçası haline gelmiş oldu, şehrin köprüsü.

İşte en güzel hikâye burada başladı: Her bir atık parça, bir amaç uğruna tekrar değer ve anlam kazandı, yeni bir oluşuma hizmet etti.

Ben bu projenin çalışma sürecinde diğer gönüllü eğitmen arkadaşlarım gibi çok keyif aldım. Tek farkım her adımda katılımcı öğrenciler ile beraber olmaktı. Her biri bana “Yüzde 100 Sürdürülebilir Vitrin Tasarımı” anlamında onlarca farklı ilham ve fikir kattı.

Bu projenin katılımcı öğrencilerininin isimlerini, ödülleri ve katılım belgeleri ellerine geçmeden önce ben burada paylaşmak istedim. Hepsine ayrı ayrı kocaman sarılıyor ve gönülden teşekkür ediyorum.

Hepsinin hayalleri gerçek, hayatlarındaki tüm yolları ve şansları açık olsun dilerim.

İsim sırasına göre proje katılımcıları

AYŞEGÜL ŞALİ: 7 Proje,
BAŞAK HİLAL: 1 Proje,
BENAN TOPTAŞ: 3 Proje, (ikincilik ödülü)
ÇAĞLA IŞIL KARATAN: 1 Proje
DİLAN GEYİK: 1 Proje
ECE YÜKSEL: 1 Proje (birincilik ödülü)
ECE ZİGKUŞ: 3 Proje
ELİF TAŞYURT: 1 Proje
FATİH GÜLEN: 1 Proje
FATMAGÜL KUZGUNCUK: 1 Proje
GAYE ALDİNÇ: 1 Proje
GÜLBAHAR GÜMÜŞTEN: 1 Proje
İREM ZEYNEP GÜLTEKİN: 2 Proje
MEHTAP KARSAK: 1 Proje
MERT ŞEN: 1 Proje
ÖZGECAN BÜLBÜL: 7 Proje
SEZER SEFİL: 1 Proje
ŞERİFE UĞUR: 9 Proje (üçüncülük ödülü)
TAMAR YONTAN: 1 Proje
TUĞBA KOÇ: 1 Proje

Altınyıldız Classics mağazasına ödüllü vitrin tasarımı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here