Ana Sayfa Gündem Güven hakkında sorular ve cevaplar

Güven hakkında sorular ve cevaplar

Soner SELÇUKLU

Güven nedir diye sorulsa eminim bir an için durup düşünürüz. Biliyor olduğumuzu varsayarız. Orası tamam. Ancak sonunda çoğunlukla ifade edilen şey: İnsani bir değer, bir duygu olduğudur. Deneyimlerimle sabittir. Bunun ötesine geçmek o kadar da kolay olmuyor. Bir seminerimde “mutluluk” tanımını sormuştum. Emin olun tatmin edici bir cevap çıkmadı onlarca kişi arasından. Herkes o an neye ihtiyacı varsa onu elde ettiğinde mutlu olacağını anlatmaya çalıştı. Para, sağlık, hayaller falan…

”Peki diyelim ki paran var ve sağlığın da yerinde. Ama kardeşin hasta. Çevrende insanlar acı çekiyor? Mutlu musun?” (Salonda sessizlik…)

Kısaca kavramsal çerçeveden çıkıp ilişkiler söz konusu olduğunda güven gibi duyguların da nasıl inşa edileceği apayrı bir sorun haline geliyor.

Ne ki, öncelikle “ne anladığınızdan” başlıyor her şey. Tıpkı başarı, mutluluk tanımları gibi…Kaldı ki güven yaratmanın başarı ve mutlulukla da ilişkisi olduğunu herkesin kabul edeceğine inanıyorum.

Katılımcılara, “güveni nasıl bir simgeyle tanımlarsınız” diye sordum. En fazla gelen cevaplar:

1. Kalp
2. Kilit
3. Kasa
4. Kale
5. Güneş
6. El sıkışan iki kişi
7. Birbirine sarılan iki kişi
8. Kalın bir halat
9. Köklü bir ağaç
10. Şemsiye

Gördüğünüz gibi bağlam konusu kişiden kişiye değişiyor.

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde güven kelimesinin karşılığı olarak şunlar yazıyor: “Korku, çekinme ve kuşku duymadan bağlanma duygusu, itimat, yüreklilik, cesaret”.

Oxford English Dictionary’de ise güven:

“Confidence in or reliance on some quality or attrıbute of a person or thing or the truth of a statement” Çeviri de “confidence or reliance” kelimeleri karşımıza çıkınca zorlanacağımız açık; kaldı ki Google’da çeviri de afallamış: “Bir kişinin veya şeyin bir niteliğine veya niteliğine veya bir ifadenin doğruluğuna güvenmek veya güvenmek.”

İngilizcede güvenle ilgili “Trust, confident, assurance, reliability, security, safety, faith, believe, certainity, credulity, purity, innocence, naivety, refinement” kelimeler karşımıza çıkıyor. Bizde “itimat” ile sınırlı bir kelime kıtlığı söz konusu. Bu nedenle örneklerle açıklama çabası var. Bu da yeterli değil!
Buradan güvenin de diğer bazı şeyler gibi zaman içinde uygulamada sorgulandığını söylemek mümkün…

”Gözden ırak olan gönülden de mi ırak oluyor?”

Koşullar değiştikçe, zaman aktıkça yaşam pratiğine bağlı, etkileşim içindeki duyguların da güncellenmesi gerektiği anlaşılıyor.

Güven konusunu müzakere ettiğim çok sayıda seminer katılımcısından elde ettiğim bulgular var. Onlara, kitaplara ve makale taramalarıma dayanarak elde ettiklerimi paylaşıyorum:
Kime güvenirsiniz?

Annenize güvenir misiniz? Özel bir sorun yoksa neredeyse herkesin evet dediğini duyar gibiyim. Dişinizde bir sorun yaşarsanız annenizin bir el atmasını ister misiniz? Elbette yetişkin olarak soruyorum. Anneniz diş hekimi değilse koro halinde hayır dediğinizi duyuyorum. Demek ki güven için bulduğumuz kriter, uzmanlık (1). Bir diş hekimine başvurduğunuzu varsayalım. İlk kez gidiyorsunuz. Karşılama ve yönlendirmeyle birlikte her şey mükemmel. Son teknoloji cihazlar var. Ancak durun! kafanıza bir şey takıldı. Diş hekimi gülümseyerek hoş geldiniz diye koltuğa davet ederken “ yeni mezun bir hekim olarak bugün ilk kez açtığım muayenehanemin ilk müşterisi de sizsiniz!” Kafanızda deli sorular? Yeni mezun, yeni muayenehane, yeni teknolojik cihazlar, ilk müşteri mi? Ne oldu? Güvenemediniz mi? Senaryoyla ilgili seminer katılımcıları bir bahane bulup oradan çıkma kararı verdi. Tecrübe (2) kriteri devredeydi.

Peki yeni teknolojik cihazların önemi yok mu? Tecrübe mi donanım mı karşılaştırmasında kararsız kalanlarınız olabilir. Ama güven için bir başka kriterimiz de yeni teknoloji (3) yer alır sanırım. Onu da başka bir senaryoda ele alalım:

Yabancı bir şehirdesiniz. Korkunç bir diş ağrınız var. Gözünüz dönmüş vaziyette diş hekimi tabelalarını aramaya başladınız. Algıda seçicilik devrede, meğer ne kadar çok diş hekimi tabelası varmış…Birini seçerek kapıyı çaldınız. Karşınıza kelli felli, yaşını başını almış beyazımsı bir iş gömleğiyle bir adam çıkıverdi. Geliş nedeninizi hemen anladı ve sizi gülümseyerek hoş geldiniz diye koltuğa davet ediverdi. Duvarda yılların diş hekimi olduğunu gösteren çerçevelenmiş sertifikalar, diplomalar asılıydı. Ancak tüm cihazların, donanımın eski olduğunu anlamak için uzman olmaya gerek yoktu. Kafanızda deli sorular: “Tecrübeli hekim, eski cihazlar” Ne oldu? Kafanız mı karıştı? Tecrübe ve donanım teknolojisi arasında kararsız kaldınız değil mi? Dişinizdeki ağrı da tavan yapmış durumda. Bu konudaki görüşmelerimde seminer katılımcıları yarıdan biraz fazla tecrübeye puan verdi. Ve tedaviye devam ettiler. Yukarıdaki iki örnekte de tecrübe konusu aklınıza takıldı değil mi?

Piknikteyken çevre gezisine çıktınız. Anneniz de yemeği hazırlıyor. Dolaşırken ayağınız takıldı ve uçurum kenarından kaydınız. Neyse ki bir ağaç dalı vardı ve düşmekten kurtuldunuz. İmdat diye bağırıyorsunuz. Anneniz sizi merak edip aramaya çıkmıştı bile. Sesinizi duydu ve telaşla uçurumun başına geldi. Hemen elini uzatarak sizi çekmek istedi. İri kıyım biri olarak ufak tefek kadıncağıza güvenip elinizi uzatır mısınız, yoksa yardım çağırmasını mı istersiniz? İkinciyi tercih etmek mantıklı görünüyor. Annenize neden güvenmediniz? Onu sizi çekecek kadar güçlü bulmadınız değil mi? Denemeyi düşünmediniz bile…Bu durumda güven için fiziki güç kriteri (4) ileri sürülebilir değil mi?

Bir sağlık çalışanından hizmet alıyorsunuz diyelim. Kişi asık suratlı, bakımsız görünen bir yüzü ve elleri var. Üstüne üstlük giysisi de kirli. Olayı biraz daha dramatize edelim. Önlüğünde kan izleri var. Kendinizdeyseniz ona güvenir misiniz?

Güvenmeyeceğiniz açık. Mecbur değilseniz başka bir seçenek arayabilirsiniz. Burada ortaya çıkan güven kriterleri: vücut dili (5) ve kılık kıyafet (6).

Tanımadığınız kişilerden oluşan bir grupta yer aldığınızı düşünün. Karşılaşılan sorunla ilgili hızla karar vermeniz gerekiyor. Sorunun teknik bilgi ve deneyime dayalı yönleri ağır basıyor. Herkes görüşünü ileri sürerek çözüm yolunu göstermeye çalışıyor. Burada size soruyorum: Nasıl bir yöntemle ortak karara varılacak? Grupta şöyle bir profil var: Ufak tefek, bir makine mühendisi, ağırbaşlı, vurgulu konuşması ve kendinden emin tavrıyla önerilerde bulunuyor. Ne dersiniz? Zaman da akıyor. Oylama sonucu seminer katılımcılarının çoğunluğu o mühendisin karar verici bir role bürünmesini kabul ederek ona ve tezine güvenilebileceğini savundu. Aslında her şey kişinin beyanına dayalıydı. Burada güven kriterleri varsayılan bilgi (7), öz güvenli duruş (8), konuşma tarzı ve ses tonu (9) ve tutum (10) olarak sıralanabilir. Bu senaryoyu yazarken aklıma dolandırıcıların kamuoyunda çok tanınan, aklı başında olduğu düşünülen ünlüleri bile nasıl aldattıkları haberleri geldi. Herhalde beden dili tekniklerini kullanmaları, temiz ve bakımlı olmaları, seçtikleri kelimeler ve ses tonlarıyla inandırıcı oldular hatta ikna da ettiler.

Kısa bir süre birlikte vakit geçirdiğiniz kişi hakkında “güvenilir buldum ya da tam tersi” kararı neye göre verilir?

Bu konuda zihinsel şablonların etkisi olduğunu hemen söyleyebiliriz. Elimizde yeterli veri yokken kişi hakkında bir değerlendirme yapmanın tek dayanağı sezgilerimizdir. Oysa sezgilerin kaynağı da bilinmiyor. Kesin olan beynimizin yaşananları zihinsel şablonlarla örtüştürerek bir sonuca varmamızı sağlamasıdır. O şablonlar deneyimler, belki bir jest, mimik, belki sizin duymaktan hoşlandığınız bir söz, koku, etkileyici bir ses tonudur.

Gelelim bir başka söze:

“Güvendiğim dağlara kar yağdı!”

Daha önce yağmayan kar neden bu sefer yağdı? Ne kadar yağdı da dağa güvenmez oldunuz? İşin mizah tarafını bir kenara bırakalım çoğu insanın yaşadığı acı hatıralar vardır. Kişilerin iş ve özel hayatlarındaki eşitsiz gelişimleri, yaşam tarzındaki makasın açılması dengeleri değiştirerek ön yargı ve kabullenememenin nedenleri olabiliyor. Bunu çok yakın arkadaşlar arasında görebiliyoruz. Kariyerde ilerlemede, zenginleşmede, örnek aile olmada, çevre ilişkilerinde başarıda oluşan uçurum güven sorunu için bahane olabiliyor. Diyebilirsiniz ki demek ki sağlam arkadaşlık kurulmamış başlangıçta. Bu yanıltıcı bir değerlendirme olur. İşin gerçeği ilişkilerin sağlamlığının değişen koşullar altında yeniden sınanmasıdır.

Yazımın son bölümünde iş dünyasına değineceğim:

Bir zamanlar güvenilirliğini hiç tartışmadığımız çalışanı sorgular hale gelebiliyoruz. Pandemi döneminde iş dünyasında çok sık karşılaştığımız bir durum. Uzaktan çalışmaya geçince tepe yönetimler nedense önceden her şeyiyle güvenilir buldukları çalışanlara güvenme konusunda kuşkuya düşüverdiler. Abartılı denetim sistemlerini devreye soktular. Çünkü ilişkilerin dayandığı referans noktaları, koşullardaki alt-üst olma sonucu değişti. Bu güven kriterlerini de etkiledi. Birçok şey yeniden tanımlanır hale geldi. Yeni iş modellerinin arayışı başladı.

“İnsanlar şirketlerini değil yöneticilerini terk ederler” söylemini ele alalım:

Yöneticiliğe atanarak veya yükselerek gelmiş kişilerin lidere dönüştüğü şirketlerde çalışanların bağlılığının arttığına kuşku yok. Güven şemsiyesi altında üretkenlik de gelişmektedir. Şirket yapılanmasında hatalar olsa bile, bunları göğüsleyerek astlarına yansıtmamak için mücadele eden yöneticiler liderlik bağlamında algılanır. Çalışanların bağlılığı da yüksektir. Öte yandan kurumsallık yolculuğuna çıkmış organizasyonların kültürü lider-yöneticilerin şahsında şekillendiği için güven konusunun dışındaki nedenlerin ayrılmaya yol açtığı düşünülebilir. Piyasada çalışılacak en iyi şirketler arasında olsa bile bir işletmenin yönetim kademesinin liderlik dışı klasik tarzı en küçük bir güvensizlik durumunda ayrılmaya neden olabiliyor. Yönetim tarzı, söz ve davranış farkı, mobbing (bezdiri) uygulamaları, çalışanın kendini ifade edememesi, verilen sözlerin tutulmaması güvensiz ortam yaratmaktadır.

Bitirirken:
O an gelecekte olmasını istediğimiz şekilde ortaya çıkacak bir durum için karar veririz. Ancak kararın doğru olup olmadığı sonra ortaya çıkar. Güven için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. O an için güveniriz ama sonucu gelecek zamanda alırız. Bu böyle devam eder gider. Yani sonsuz güven, şiirsel bir ifade olsa da, hayatın içinde sürekli sınanır. Yenilenir, eskir, kaybolur…
Her şey değişir!

Güven kriterleri:
1. Uzmanlık
2. Tecrübe
3. Teknoloji, donanım
4. Fiziki güç
5. Vücut dili
6. Kılık, kıyafet, dış görünüm
7. Bilgi
8. Öz güven
9. Konuşma tarzı ve ses tonu
10. Tutum

1 YORUM

  1. Mutluluk kavramı asırlardır dünyadaki bir çok felsefecinin yakın markajında incelemeye araştırmaya tabi tutulmuş ve hala evrensel bir tanıma ulaşılamamıştır. Belki de bu yüzden makaleyi çok yumuşak bir geçişle güven konusuna evirme ve yönlendirme becerisi alkışlanası. Güven kavramı ise kategorize edildiği halde isabetli saptamalarla bütünsellik şemsiyesinin altından milim sapmamış. Galiba burada söylemem gereken son şey her ne konuda olur ise olsun yazıların devamını bekliyor olduğumdur…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here