Ana Sayfa Gündem İşletme körlüğü

İşletme körlüğü

Soner SELÇUKLU

Yönetim, insan kaynakları ve eğitim danışmanlığı hizmetlerimiz sırasında, karar vericilerin çoğunun şirketleri için değerlendirme yaparken, nesnel olmakta zorlandıklarını gördüm.

“Bizim sektörümüz diğer sektörlerden çok farklıdır; bizim yalnızca İK danışmanlığına ihtiyacımız var; satış eğitimi yeterlidir; çalışan devrinin yüksek olması genç kuşağın alışkanlığı…” gibi sözler duyuyorsunuz. Ancak biraz inceleyince Kazın ayağının öyle olmadığını anlıyorsunuz!

Neden böyle?

En büyük engel, en üst düzeyde karar vericilerin düzenli olarak kendileriyle yüzleşmekten kaçınmaları, bunu yaptıklarını sanmaları veya bunun nasıl yapılacağı konusunda özel bir arayış içinde olmamalarıdır.

Bu gruba giren üst düzey yöneticiler işler yolundayken olan bitene detaylı yaklaşmayı aklına getirmiyor. Harala gürele finansal hedefler peşinde koşarken işletmedeki davranış, tutum ve çalışma tarzındaki bozulmalar asla dikkat çekmiyor. Hatalara karşı hoşgörü zirve yapıyor. Hata yapanlar da boş vermişlik içinde ders çıkarmıyorlar. Tüm karar vericilerin odağı dış çevreye dönüyor. Ne zaman ki işler istenildiği gibi gitmiyor, kaybedilen ihaleler, satışlar, projeler çoğalıyor, dışarıya ilişkin tüm bahaneler tükendiğinde iç çevreye odaklanılarak günah keçileri aranıyor.

Kabul etmek gerekir ki yüzleşmek acı vericidir? Ya bu acıya bir seferde son verirsiniz ya da acıyı tırnağınıza kıymık batmış gibi sürekli yaşamaya devam edersiniz…

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsanız bir an önce yüzleşmekten başka çare yoktur? Her şey sizinle başlıyor!

Neye ihtiyaç var?

Yalnızca rakamlardan değil çok yönlü davranışsal kriterlerden de oluşan örgütsel performans, bulunduğunuz yerle ilgili farkındalığı yükseltecektir. Kısıtlı kriterler, işin bürokratik ve mekanik boyutuna ilişkin veriler sunabilir. Organizasyonun iç ve dış çevre ilişkilerini düzenleyen örgütsel genetiğin* işletme kültürü şemsiyesi altındaki tutarlı ilişkisi çok önemlidir. Buna referans olan kriterler işletme körlüğünün önüne geçen en önemli unsurdur. Riskleri ve fırsatları görebilmek bu şekilde mümkün olur. (*yönetmelikler, iletişim, davranış normları, yönergeler, alışkanlıklar, bilgiyi öğrenme ve kullanma becerisi)

Öğrenen bir organizasyon yaratmak, lider yetiştiren bir kuluçka makinesi oluşturmak, güvenli karar vericilerin sayısını artırmak gerekiyor. Çalışanların, şirketin kariyer planlamalarıyla ne tür becerilerle donatıldığını izlemenin örgütsel öğrenmeye katkısı büyüktür. Bu bağlamda ekibin niteliksel gelişimini görmeyi sağlayacak referans (veya nirengi) noktası kaybı öz değerlendirme yapma imkanını da ortadan kaldırmaktadır. Bu durum şirketin kendini yenileme yolunu kapatarak kısır döngüye girmesine yol açmaktadır.

İşletme körlüğünün bir başka nedeni de rahatlık bölgesine demir atmaktır. Faaliyetleri sorgulama yavaşladığında tüm çalışanlar göze çarpmayan ama giderek kanserleşen hataları kanıksamaya başlar. İlk kez karşılaşılanlar dışında birçok sorunun, geçmişte doğru çözümlenmeden bırakıldığı için, yeniden gündemi işgal ettiği veya dikkate alınmayacak önemde görüldüğü için zamanla şirketin başına bela olduğu söylenebilir. Önemsenmeyen hataları düzeltme işi de büyük ihtimalle hayalet bir görevliye ya da görünmeyen bir heyete devredilmiştir.

Alışkanlıklar olumlu olduğu kadar yavaşlatıcı ve durdurucu da olabilir. Rutin faaliyetlerin alışkanlıklarla yürütülmesi şirketler için kolaylaştırıcıdır. İşler her seferinde yeniden öğrenilmez. Ancak adım adım bozulan iş süreçlerine ilişkin farkındalık azaldığında geriye dönüş süreci de başlar. Çalışan, örneğin müşteri ilişkilerinde yaptığı bir hatanın farkına varmadığında, onu uyaran olmadığında bir süre sonra aynı şeyleri tekrarlamaya başlar. Çevresindekiler de bunu doğal görür.

Kişiler de kendileri için körlük yaşayabiliyor… Danışmanlar, rehberler, koçlar, mentorlar hangisinden yararlanılırsa yararlanılsın hepsinin birer Kutup Yıldızı olarak konumunuzu belirlemenize yardımcı olacağını söyleyebilirim. Herkesin bir ayna tutana ihtiyacı vardır. Yalnızlara Allah kolaylık versin!

Şirketlerin veya devletin tepe noktasında bulunan liderlerin Tanrı ile aralarında kimse kalmamıştır. Bazen “o liderlerin karizmalarını bir kenara itip, başlarını dizine koyup ağlayacakları birileri var mıdır?” diye de merak ediyorum… Laf aramızda ikinci adam olmanın avantajları çok fazla… Çok sayıda danışmanın onlara bağlı çalışması ihtiyacı karşılar mı? Elbette liderin mütevazılığı işe yarar! Ancak siyasette ve ekonomide zirvede olanların ne kadarı bu erdeme sahipler? Onların stratejik körlük yaşamamaları nasıl mümkün olur? Yardımcılar ona duymak istediklerini mi söyler yoksa gerçekleri mi?

Bir de sektörel körlük var!

Yalnızca bulunduğu sektörün gündemdeki sorunlarına odaklı karar vericiler, makro ekonomik verilerle olan bağlantılarını kaybetmekte, derinlik kaybı ve daralan bakış açıları nedeniyle de strateji belirlemede veya uygulamada hata yapmaktadır. Tarım ve sanayi sektörünün durumu, alt sektörleri ve bunların birbirleriyle ilişkilerinin ekonomideki yeri anlaşılmadan yalnızca kendi alanına yoğunlaşarak sürdürülebilir büyümeyi yakalamak, krizleri yönetmek, akılcı savunma, saldırı, geri çekilmeyi sağlayan stratejiler belirlemek mümkün olabilir mi?

Doğrudan bağlantılı olsun olmasın diğer sektörlerin durumu hakkında bilgi sahibi olmanın, farklı sektörel deneyimleri gözden geçirmenin bakış açısını genişleteceğini hatırlatmak isterim. Otomotiv ve inşaat sektörünün son 10 yılı bize neler öğretmiştir? Dev projeleri yürüten şirketler bugün ne durumdadır? Konut satışları neden düşüyor? Tarımda geçmişte kendi ihtiyacımızı karşıladığımız kritik gıda ürünleri ithalatı neden artıyor? Kendi sektörümüz için ne dersler çıkarabiliriz?

Sektör körlüğü çoğu zaman aşırı özgüvenin bir sonucu olarak da ortaya çıkıyor. Geçmişteki başarılarla ilgili kriterlerin günümüz için kullanılması, değişen koşullara uyumun da önüne geçiyor. Geçmiş deneyimler geçmişe ait. Bütünüyle onlara sığınamayız! Bugün yeni deneyimlere ihtiyaç var!

Öte yandan şirketin içinde bulunduğu sektörel verileri açıklayan kaynakların bu verileri oluştururken ve bilgiye dönüştürürken izledikleri yolların sorgulanması da önem kazanıyor. Sektörel beklentilerin etkisi altında duymak istenilene odaklanmak hata yapılmasına yol açabilir. İstatistiklerin gerçekten neler söylediğini iyi okumak ve analiz etmek gerekiyor.

Ciro rakamları, metrekare verimliliği, ziyaretçi sayısı ve bunların endeks değerleri AVM kanalının rutine giren tablolarıdır. Elbette gereklidir. Ancak yeterli midir? Makro ekonomik, siyasi, konjonktürel boyuttan, sırasıyla dünya, ülke, bölge, şehir ekonomisi ve şirket değerlendirmesine gidip daha sonra şirketten başlayarak sıralamayı tersine izleyerek ekonomideki yeri belirlemek daha doğru olur diye düşünüyorum. Böylece bulunulan yerin iki yönden sağlaması da yapılabilir.

Özetle, kişisel öz değerlendirmesini yapmayan bir karar vericinin işletmesini, sektörünü ve genel ekonomiyi enine boyuna ele alması mümkün olur mu? Örgütsel körlük karar vericiyle başlıyor, oradan şirkete yayılıyor; sektör boyutunda konumunu doğrulayan bilgilere dönük seçici algıyla da kendini onaylatıyor. Şimdi şu soruma cevap verir misiniz?

İşletmeniz sizinle nasıl konuşuyor?

İşletme can havliyle “Kör olma da gör beni!” diye bağırdığında karar vericilerin ona bakması, duyması sonra da dinlemesi ve görmesi gerekiyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here